Elgiz Müzesi’nin 2012 yılından beri sürdürdüğü Teras Sergilerinin 11.si, bizleri “Dünya’da Hayat Var Mı?” sorusuyla karşılıyor. Danışma kurulunda Seyhun Topuz, Rahmi Aksungur, Nilüfer Ergin, Haşim Nur Gürel ve Can Elgiz’in yer aldığı sergi; küresel iklim sorunlarını, doğa ve insan çatışmasını, modernitenin gerekli kıldığı yaşam biçiminin getirdiği tahribatı irdeliyor. Eserlerin, yoğun bir iş merkezi olan Maslak’ın gökdelenlerle dolu bölgesinde sergileniyor olması, serginin anlam bütünlüğü açısından kapsayıcı bir niteliğe sahip. Heykel ve enstalasyon çalışmalarının açık havada ve taşlı bir zemine yerleştirilmesi, gündelik koşuşturmalar içinde göz ardı ettiğimiz meselelerin farkına varmamızı sağlıyor. Böylelikle çevre-zemin uyumu, eserlerin çarpıcılığını arttırıyor ve bize eşsiz bir deneyimleme alanı sunuyor. Şimdi mekanın bağlamından kendimizi kopartarak ilgimizi çeken bazı eserleri sizlere tanıtmak istiyoruz.

Caner Şengünalp - Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor, 2019, Mermer ve Pişmiş Toprak
Caner Şengünalp – Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor, 2019, Mermer ve Pişmiş Toprak

Caner Şengünalp’in Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor isimli eseri, insanoğlunun “modern dünyada sıkıca tutunabilecekleri bir yer bulmaları ve kendilerini bu dünyada evde hissetmek için giriştikleri çabalar” sonucu, kendini evde hissetmek şöyle dursun; dünyaya, tabiata, çevreye ve en nihayetinde kendine yabancılaşmasını konu ediniyor. Modern insanın, kendine yeni yaşam alanları oluştururken topraktan gitgide uzaklaşması, kendini yüksek ve dar alanlarda yaşamaya terk etmesi, insana bir kapana sıkışmışlık hissiyatı veriyor. İçinde bulunulan bu hâlet-i ruhiye, sanatçı tarafından pişmiş topraktan yapılmış insan figürlerinin yüzlerine çok güzel yansıtılmış.

Güzide Çalışal, Bazıları, 2019, Strafor Üzeri Kaplama

Güzide Çalışal tarafından yapılan bu eserin adı ‘Bazıları’. Bu eser, çoğu insanın aksine çevreci bir yaşamın farkına varan, bunu içten hissettikleri halde bununla mücadele ederken altında ezilip yok olan benliklerini anlatmakta, yani “bazıları”mızı. Sanatçının strafor ile kaplayarak yaptığı üç tane soyutlanmış insan heykelini gökdelenler etrafında buluşturması da oldukça manidar.

Kemal Özkan Arslan, İsimsiz, 2019, Bronz ve Paslanmaz Çelik

Kemal Özkan Arslan’ın çalışması da ilgimizi çeken eserlerden biri oldu. İki adet paslanmaz çelikten oluşan halkaların ortasında bulunan bronz heykel, kendini dünyanın merkezine koyan insanı temsil ediyor. İnsan, kendini dünyanın hakimi saydıkça ve tabiatı, başka canlıları, gelecek nesilleri görmezden geldikçe kendinden eksiltecek ve başkalaşım geçirecektir. Merkeze yerleştirilen insan figürü, el ve ayakları olmayan ve güzellikten yoksun bir formda karşımıza çıkıyor. Eserin adının “İsimsiz” olması ise bu çalışmanın anlamını tamamlıyor. Hakim olmaya çalıştıkça mahkum olan insan, eksilen yanlarıyla, kim olduğunu bilmeden, dünyada tek gerçek varlık olarak bulunduğunu zannediyor.

Lale Altunel, Işıklar İçinde, 2019, Polyester ve Beton

Gerçekçiliğiyle ruhu ürperten diğer bir çalışma Lale Altunel’in “Işıklar İçinde” adlı, beş ölü leylek figüründen oluşan eseri. Gökdelenlerin hava olaylarına ve iklime etkisinin yanı sıra kuşlara da zarar veriyor. Göçmen kuşların güzergahında bulunan gökdelenler yüzünden farklı dönemlerde çeşitli kuşlar birbirlerine veya bu yapılara çarparak hayatını kaybediyor. Bu duruma dikkat çekmek isteyen Altunel, eseri için, çok ince bir düşünceyle serginin bulunduğu tarihlerin göç zamanına denk geldiği leylek türünü seçmiş. Gökdelenler arasında bulunan bir mekanda bu eserle karşılaşmanız, eserin anlamını güçlendiriyor ve size bir gerçekliği tüm çarpıcılığıyla hissettiriyor.

Sergi, 3 Kasım 2019 itibariyle sona erdi. Elgiz Müzesi şimdilerde “Her Şeye Rağmen” başlığıyla 12. Teras Sergisine hazırlanıyor.