06Babil Kulesi,​​ Flaman​ ​ressam​ ​Pieter Brueghel​’in aynı temayla çizdiği birkaç tabloya verilen isimdir.

Pieter Bruegel’in hayatı, özellikle de kökenleri, ailesi ve yaşamının ilk yılları hakkında maalesef pek az şey bilinmekte. Kaynaklarda -kesin olmamakla birlikte- 1525 yılında Hollanda’da Breda şehrinde doğduğu, ​Fransa ve İtalya’ da bulunduktan sonra 1551′ de ressam loncasına “usta” olarak kabul edileceği Antwerp’ e geçtiğinden bahsedilmekte.

Pieter Bruegel, 1565
Pieter Bruegel, 1565

Eserlerinde sıkça rastlanan tema savaşlar, yıkımlar, perişan insanlar ve bu dönemlerdeki dayanışma çabalarıdır. Tüm bu bilgilerin ışığında biz bugün ressamın Tower of Babel tablosuna kısaca göz atacağız. Resmin konusuna geçmeden önce kule ile ilgili de birkaç bilgiye değineceğim:

Babil Kulesi (​İ​branice:מגדל בבל​​Migdal Bavel)​​ Tevrat​’ta ve Dünya’nın birçok bölgesinde yerel efsanelerde bahsi geçen, tanrıya ulaşmak için inşa edilen kule olarak bilinmektedir. İbranice ‘’Kargaşa’’, Sümer dilinde ise ‘’Tanrı Kapısı’’ anlamına gelmekt​edir.

Kule temelde 90 metre genişlikte ve 90 metre yüksekliğe sahip 7 katlı bir bina idi. Kulenin çevresinde rahip sarayları, ambarlar, konuk odaları, Tanrı Marduk adına yapılmış bir diğer tapınak olan Esagila’ya giden aslanlı geçit ve dini tören yolu vardı.

Bruegel resimden iki adet çalışıyor. Tablolardan biri Viyana Sanat Tarihi Müzesi’nde (​Kunsthistorisches Museum), ​diğeri ise Rotterdam’daki Museum Boijmans Van Beuningen’dedir. Biz Viyana versiyonunu inceleyeceğiz. Bu versiyon, diğerine göre daha büyük ebatlara sahip olduğundan, Büyük Kule olarak da adlandırılır.

Resme gelecek olursak r​esim konusunu Kitab-ı Mukaddes’ten almıştır.

Pieter Bruegel - Babil Kulesi

Tevrat’ın yaratılış bölümünde yer anlatı şöyledir:​Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı. Doğuya göçerlerken Şinar bölgesinde bir ova bulup oraya yerleştiler. Birbirlerine, “Gelin, tuğla yapıp iyice pişirelim” dediler. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar. Sonra, “Kendimize bir kent kuralım” dediler, “Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız.” RAB insanların yaptığı kentle kuleyi görmek için aşağıya indi. “Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre, düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar” dedi, “Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki, birbirlerini anlamasınlar.” Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu. Bu nedenle kente Babil adı verildi. Çünkü RAB bütün insanların dilini orada karıştırmış ve onları yeryüzünün dört bucağına dağıtmıştı.

Resmin anlamı ise elbette konusu ile sınırlı değil. Hatta öyle ki resmin verdiği mesaj konuyu aşıyor diyebilirim. Babil Kulesi anlatısında detaylarda kaybolmamak elde değil. Kulenin betimindeki tükenmez zenginlik, imgesellik ve detayların bolluğu bakımından yapıtları arasında benzeri olmadığı söylenen bir resim öyle ki bu işin sanatsal imgelemin doruk noktası olarak kabul edildiği söylenmekte.

Pieter Bruegel - Babil Kulesi

Tablo Rönesans döneminde yapılıyor. Babil Kulesi’nin orijinalinin kare olduğu rivayet edilse de Bruegel’in İtalya’ya yaptığı seyahat sırasında görüp etkilendiği Colosseum’un mimari etkileri açıkça seçiliyor. Resmin detayları incelendiğinde resimde yer alan insanların fiziksel özellikleri, giyim tarzları, kullandıkları inşaat malzemeleri, yapı iskeleleri, mekanik düzenekler, gemiler, evler, köprüler, surlar, yel değirmenleri, su değirmenleri, Kral ve halk tümüyle avrupai. Bu bağlamda ressamın yaşadığı dönemi, şehri göz önünde bulundurursak tablonun açık açık Rönesans döneminin siyasi durumuna göndermeler yaptığını, Tevrat’taki Babil Kulesi anlatısını siyasi bir eleştiri yapmak için kullandığı görülecektir.

Herkesin bir meşguliyeti var herkes bir iş üstünde fakat hepsinin beyhudeliği aşikar. Tüm çabaya, gayrete rağmen kulenin bir tarafı onarılırken diğer tarafının yıkılıyor olması buna rağmen insanların bunu farketmemeleri ve hiçbir şey olmamışçasına yapıp ettiklerine devam etmeleri, hala Krala yalaka bir tavır sergilemeleri, Kralın kibirli hali tam da günümüzde yaşananlar için de geçerli trajik bir rastlantı değil midir? Bu bağlamda eser de zaman üstüdür desek yeridir.

Pieter Bruegel - Babil Kulesi
Pieter Bruegel – Babil Kulesi

Bir diğer yandan baktığımızda ise kulenin ezici büyüklüğü, figürlerin ve nesnelerin küçüklüğü vurgulanmaktadır. Kule hem bitmemiş hem de yıkılmış izlenimi vermektedir. İşçiler, esirler yıpratıcı ve hummalı bir çalışma içerisindedir. Bu detaylarla beraber kulenin yan anlamlarına bakacak olursak “insan cüretinin” simgesi olduğuna dair bir söylemden söz edebiliriz öyle ki kule bulutlara kadar ulaşmıştır. Öte yandan da kulenin bitmemiş olması ‘’insanın başarısızlığının’’ simgesi olduğu, hasarlı olmasının ise “insanoğlunun devamlılığına ve mükemmelliğine karşın eninde sonunda yenilmeye mahkum oluşunu’” simgelediği de söylemler arasındadır. Ayrıca bitmemişliğin, İncil’deki “insan eliyle yapılan her şeyin yarım kalması gerektiği” paradigmasıyla örtüştüğünü de söyleyebiliriz. Bunların yanı sıra kulenin eğreti olması, mimari anlamda olanaksız bir yapı oluşu gibi birçok göstergeyi zekice yapılmış ironiler dizgesi olarak değerlendirebiliriz.

Sonuç olarak Bruegel, insani ve toplumsal çelişkileri tarihsel bir öge etrafında ironik bir şekilde işlemiş, yapıp ettiklerimizin, zenginliğimizin Tanrı nazarında hiçbir öneminin olmadığını hatta bu cüretkar tavırların, müsrifliğin insanlığın sonunu getireceğini de çok güzel ifade etmiş.