“İyi sanatçı, sadece mermerin içindekini düşünür; taşın içinde uyuklayan figürleri serbest bırakmak içinse büyüyü yalnızca heykeltıraşın eli bozabilir.” Michelangelo Buonarroti

 

Rönesans diğer bir adıyla öze dönüş döneminin İtalya’sında önce heykelcilik anlayışı değişti. Heykeller artık mimarinin alt bir ögesi olmaktan çıkmıştı. Sütun başlıklarından, sunak süslemelerinden ötede bağımsız figürlerin oluşturduğu bir anlayış yükselmeye başladı. Çoğunluğu insan figürlerinin oluşturduğu oldukça gerçekçi ve üç boyutlu eserler çalışılmaya başlandı. Sanatçılar daha gerçekçi figürler işleyebilmek için anatomi öğrenmeye başladılar ki bu çaba zamanla bir yarışa döndü. Artık eserler bu anlamda yarıştırılır hale gelmişti. Michelangelo’nun anatomi bilgisini de o dönemden günümüze kadar birçok sanatçı tarafından hala hayranlıkla konuşulur ve örnek alınır.

Michelangelo Buonarroti
Michelangelo Buonarroti

İşte bu anatomi bilgisiyle taş kütlesinde uyuyan figürü fazlalıklardan kurtularak açığa çıkartan ellerin eserlerinin birinden bahsedeceğiz. Michelangelo’nun Musa’sından.

San Pietro Kilisesi’nin içinde Papa II.Julius’un mezar anıtının ana heykeli olan Musa Heykeli 1513 yılında Papa II.Julius’un isteği ile Michelangelo tarafından tasarlandı. Tasarımına başlandıktan sonra maddi kaynak açısından sıkıntılar yaşansa da 1515 yılında Papa’nın ölümü sonrasında da olsa tamamlandı. Günümüzde çoğu insan bu kiliseyi yapıya adı verilen San Pietro’nun bağlandığı zincirleri görmek için değil Michelangelo’nun Musa’sını görmek için ziyaret ediyor.

Mermer bloklara yontulan heykellerin hepsinde Antik Yunan ve Roma döneminin özellikleri görülür. Bu durumun asıl sebebi Rönesans dediğimiz dönemin temel esasının “öze dönüş” yani antik çağın yüce imparatorluklarının sanat anlayışına geri dönmek olmasıdır.

Musanın Hükmü Mezar Mozalesi
Musa’nın Hükmü Mezar Mozalesi

Mezar anıtı iki kısımdan oluşuyor. Üst kısmında Hz. Meryem, Hz. İsa ve Papa’nın heykellerini bulunuyor. Alt kısmının merkezinde insanüstü boyutlarda olan Hz. Musa (oturur şekildeki yüksekliği yaklaşık iki buçuk metre), sağında ve solunda Hz. Yakup’un iki karısı: Rachel ve Leah bulunuyor.

Mezar anıtını merkezinde bulunan Hz. Musa, bir elinde on emrin yazılı olduğu tabletleri diğer eliyle de sakalını tutar vaziyettedir. Yüzünde ona ihanet eden İsrail oğullarına duyduğu öfke işlenmiştir. Bu öfkenin kaynağı ise Hz.Musa 40 gün boyunca Sina Dağı’nda on emiri vahiy alıp geri kavminin yanına döndüğü zaman bu sürede kavmi olan İsrailoğulları’nın tekrar şirke düşüp kendi yaptıkları altın bir buzağıya taparken bulmasıdır.

Musa Heykeli ve Boynuzları

Ayrıca dikkat çeken ilk şeylerden biri de Musa’nın boynuzları. Figür Rönesans döneminde yapılan çevirinin azizliğine uğramıştır. Bu yüzden İtalyanlar’ın “Traduttore traditore” diye özlü sözleri bulunuyormuş “tercüman haindir” anlamına gelen. Çeviride yapılan hata ise İbranice’de iki anlamı olan “keren” kelimesinin boynuz anlamını kullanmaya karar vermeleri. Diğer anlam ise ışık yansıması. Neyse çevirmeni suçlamayalım nasılsa Rönesans böyle olanaksız ve yüksek hayal gücü ürünlerinin ortaya çıktığı bir dönem değil mi? O dönemde bütün çeviriler bu şekilde çevrilmiş hatta bu yüzden hata anlaşılıncaya kadar uzun bir süre Hz.Musa boynuzlu bilinmiş ve bu şekilde tasvir edilmiş.

Hale Albayrak’ın bu konuyla ilgili sevdiğim bir yazısıyla incelememi sonlandırmak istiyorum:

Konuş Benimle Ey Musa!

Musa Heykeli

Michelangelo’nun heykeli bitirdiğinde “konuş benimle”, “ayağa kalk ve yürü ey Musa” diyerek çekicini heykele fırlatması rivayet edilir. Ne kadar gerçekçi bir eser yapmış, kendi eserinden nasıl da etkilenmiş yorumlarından sıyrılıp cemâdâtın sesini bir anlığına duyabilmiş olma ihtimalini düşünüyorum. Gerçekten, Hayy isminin sudûr edemeyeceği bir varlık katmanı olabilir mi? Biz kendimizi o katmanlardan geçirebildik mi ki bir mermerin cansızlığından söz edebiliyoruz? Hangi katmanda takılıp kaldık da bir eşyaya kötü davranarak haddi aşıyoruz? İşte bu yüzden “cemâdât birçok alanda insandan üstündür, saf kuldur”. Homo sapiens, bu evrende canlı olan yegâne varlık değilsin. Fıtratın sesini aç, çevrenin gürültüsünü kes ve dinle. Belki “kalk ve yürü!” diyeceğin bir mermer görebilirsin o zaman.

Musa Heykeli Detayları

Michelangelo belki de yonttuğun heykele bakıp ‘vay be ne kadar gerçekçi yapmışım’ dedin ve sanat tarihi yazımını yine yanlışlayamadık. Yine de ben senin bir vecd halinde ha’ diyemeden hayran olduğunu tahayyül ettim. Hayalden sual olunmaz. “Her şey canlıdır. Şu var ki bu durum, dünya hayatında bazı insanların idrakından uzaktır. Ancak ahirette bütün insanlara zahir olur. Çünkü orası dar-ı hayevan’dır. Aslında dünya da öyledir. Fakat alemin hakikatlerinden idrak ettikleri şey sebebiyle insanlar arasında farklılığın ve üstünlüğün ortaya çıkması için bu durum onlara gizli kalmıştır.” Bir an bana ayan olursa şayet, yaptığım seramik bir tabağa “perche non parli?” yani “neden konuşmuyorsun?” dememden anlarsınız.

“Onların tesbihini halkadaki herkes işitiyordu. Sonra onları bize verdi, hiçbirimizin yanında teşbih etmediler.”