Yaşlı müzisyenlerin oluşturduğu orkestranın önünde güler yüzlü, renkli elbiseli bir kız çocuğu duruyor:

“Viyana’ya ilk taşındığımda polis arabalarının sesleri beni şaşırttı. Amerika’dakilerden çok farklıydı. Daha çok şöyleydi: Dahalallalalala… Her neyse. Bu sesi duyunca kafamda ezgisini devam ettirmeye çalıştım. Ve Viyana valslerin şehri olduğuna göre, bunu da bir valse çevirmem gerek diye düşündüm. Her zaman güzel müzikler bestelemek istemişimdir. Tam olarak kalpten çıkan ve direkt kalple konuşan ezgiler… Ama insanlar bana artık güzel melodilerin kabul görmediğini söyledi. 21. yüzyıl müziği modern hayatın çirkinliğini yansıtmalıymış. Ben bu valste modern hayatın çirkinliğini göstermedim, tam tersini yaptım. Birkaç çirkin sesi güzelleştirmeye çalıştım. Müzikle…”

 

Alma Deutcher Kimdir?

Alma-Deutscher

Alma Deutscher. İki yaşında piyano çalmaya başlayan, üçüncü yaşını kemanla taçlandıran, dört yaşında beste yapmaya başlayan ve on bir yaşında ilk operasını tamamlayan; zeki, nüktedan, şirin müzisyen.

Avrupa’da “Küçük Mozart” diye anılıyor fakat kendisinin bundan pek memnun olduğunu söyleyemeyiz.

“Küçük Mozart olsaydım bu sıkıcı olurdu. Zira zaten Mozart’ın önceden bestelediği eserleri ortaya koyma kapasitesine sahip olurdum. Sanırım Küçük Alma olmayı tercih ederim.”

 

diyor kendinden emin bir şekilde. Sanki tarihinin en büyük müzisyeniyle bile kısıtlanmak istemiyor. Tamamen kendi dünyasında, kendine ait sınırlar çiziyor.

Alma Nasıl Beste Yapıyor?

Alma’ya ilhamının nereden geldiğini sorunca hemen elinde pembe püsküllü bir ip beliriyor. Fakat onu ip atlamak için kullanmıyormuş. Sadece etrafta püsküllerini sallayarak geziyor, kendi kendine hikayeler uydurarak dolanıyormuş. Bir süre sonra da aklına melodiler hücum ediyormuş.

Tabii ilhamın gelmesi işin en kolay kısmıymış söylediğine göre. Notalara dökmek, uyumu sağlamak, besteyi güzelleştirmek, tam anlamıyla olması gereken konuma getirmek çok daha zor olsa gerek.

Teknolojisiz Bir Yaşam

Alma-Deutscher-kimdir
Alma Deutscher

Ayrıca Alma’nın Iphone’u, bilgisayarı ya da tableti yokmuş. Televizyon da izlemiyormuş üstelik. Bunları zaman kaybı olarak görüyor, vaktini kitap okuyarak ya da müzikle geçirmeyi tercih ediyormuş. Bu anlamda da kendinden yaşça büyük insanlara bile örnek olan bir peri kızı gibi.

Yine de bizi performanslarından haberdar etmek için açtığı, @alma_deutscher isimli bir Instagram hesabı var. Kendisinden beklenildiği gibi az paylaşım yapıyor. Fakat ben severek ve ilgiyle takip ediyorum.

Yeni Öğretmenimiz 

Henüz konuşamazken şarkı söyleyen Alma’dan öğreneceğimiz çok şey var. Empati kurup dünyaya onun gözlerinden bakmaya çalışalım. Belki Van Gogh’un resimlerindeki gibi dalgalanır gökyüzü ve geceler renklenir.

Bu güzel sanatçıyla aynı dönemde doğmanın hepimiz için bir onur olduğuna inanıyorum. İnşallah gelişir, ama değişmez. Dileriz tatlı gülüşünden dökülen notalar daima klasik müziği güzelleştirir.

“Küçük Mozart ” olmayan, Küçük Alma’mızın operası, “Cinderella’s Ballad: When the day falls into darkness” ile yazımızı sonlandıralım: