Dünyanın şu anki durumu da düşünüldüğünde -çok rahatlatıcı olmasa da- tedavisi olmayan vebalar yüzyıllardır insan hayatının bir parçasıydı. Ortaçağda kara ölüm diye adlandırılan veba salgını insanlık tarihinin belki de en fazla yıkıma sahip olan salgınlarından bir tanesiydi ve tahmini 75 ile 200 milyon kadar kişinin ölmesine neden olmuştu. Bunun gibi milyonların ölümüne neden olan bir salgın da 1918 ile 1920 yılları arasında gerçekleşen İspanyol gribiydi. Sadece yüz yıl önce gerçekleşen bu salgın da yüz milyona yakın kişinin öldüğü tahmin ediliyor.

Gündemimizde olan ve bir süre daha da olacağa benzeyen koronavirüs (COVİD-19) salgınının son rakamlarını ise henüz bilmiyoruz. Aralık 2019’da başlayan bu salgın dünya genelinde on binlerce ölüme yol açsa da çok çok daha fazla sayıda kişinin ise tamamen iyileşmesi ile sonuçlanıyor. Tüm bu hastalıklar bizlerin gündelik hayatlarını nasıl etkiliyorsa kendi dönemlerinde yaşayan sanatçıların eserlerini de bir o kadar etkiliyor ve son derece etkili sanat eserlerinin ortaya çıkmasına neden oluyor.

Biz de sizler için veba, ispanyol gribi ya da henüz yakın tarihten bildiğimiz HIV virüsü salgınları dönemlerinde resmedilmiş 10 sanat eserini derledik. Keyifli okumalar, ellerinizi bol bol yıkamayı unutmayın!

Tournai Vatandaşlarının Kara Ölüm Sırasında Ölüleri Gömmesi

Tournai Vatandaşlarınin Kara Ölüm Sırasında Ölüleri Gömmesi
Tournai Vatandaşları, 1347-52 Kara Ölümü Sırasında Ölüleri Gömüyor. Gilles Li Muisis’in Günlükleri’nden bir minyatürün detayı (1272-1352)

Bir minyatür olan bu  eser aslında salgının gerçeklerini bizlere gösteren iyi bir eser. Zaten dönemin eserlerinde ölüm, iskelet gibi temalar son derece yaygın. Bu minyatür de Gilles Li Muisis’in Günlükleri’nden bir detay. Salgın günlerinde Floransa’yı kaleme alan Giovanni Bocaccıo, Decameron kitabında şunları söylüyor:

Tanrının oğlunun insan kılığına girişinin bin üç yüz kırk sekizinci yılında İtalya’nın ünlü kentlerinin en soylusu Floransa’da, ölüm saçan bir veba salgını baş gösterdi. İster yıldızların etkisiyle ortaya çıkmış olsun, ister insanların işledikleri suçlar nedeniyle Tanrı tarafından gönderilmiş olsun, veba birkaç yıl önce doğu ülkelerinde görülmüş, çok sayıda can kaybına yol açmıştı Daha sonra durmadan yayılarak Batı’ya ulaştı. Koruyucu önlemler etkisiz kaldı. Özel görevliler kentin çöplerini temizlediler. Hastaların kentten içeri girmeleri yasaklandı. Sağlık önlemleri arttırıldı. Ayinlerde bir kez değil, belki bin kez aman dilendi. Sofular Tanrı’ya yakardılar. Hiçbiri ise yaramadı.

 

O dönemde oluşturulan raporlar bizlere çok sayıda toplu mezar yapıldığından bahsediyor. Çünkü bu hastalık normal bir şekilde insanların defnedilmesini olanaksız kıldı. Sadece Almanya’da olan 170.000 yerleşim yeri 100 yıl sonra 40.000’e düşmüştü. Bu minyatürde de Belçika Tournai’de bulunan bir toplu mezarı görüyoruz. İnsanlar yüzlerinde yaş ve korku taşıyorlar.

 

Ölüm Dansı ile Ölümün Zaferi – Giacomo Borlone de Burchis

Ölüm Dansı ile Ölümün Zaferi
Giacomo Borlone de Burchis, Ölüm Dansı ile Ölümün Zaferi, 15. Yüzyıl

Kara ölüm dehşetinin yaşattığı korkunun yanında beklenmedik bir etkisi daha vardı: kara mizah. Ölüm dansı da bunun çok iyi örneklerinden. Eserin temel mesajı herkesin bu hastalık karşısında eşit olduğu. Şöyle ki: yüzyıllar boyunca ne olursa olsun hayatta kalanların çoğunluğu yüksek sınıftan üyelerdi. Ancak kara ölüm bunu kesintiye uğrattı: Ne gücünüz ne dindarlığınız size kaçış sağlayamaz!

Eserde de görüldüğü üzere farklı sınıfa ait olduğu belli olan insanlar iskeletlerle yanyana durmakta. Ölümü temsilen gelen iskelet kraliçe ise herkese sesleniyor, yanında da çeşitli silahlarla insanları öldüren iki iskelet var. Etrafında bulunan güçlü ancak umutsuz insanlar değerli eşyalar sunarak merhamet diliyor. Ancak ölüm, insani servetler ile ilgilenmez sadece hayatları ister.

Ölüm Zaferi – Pieter Bruegel, 1562

Pieter Bruegel- The-Triumph-of-Death
Ölüm Zaferi – Pieter Bruegel, 1562

Orta çağda Avrupayı göremedik belki ama bir rönesans ressamı olan Pieter Bruegel bizlere bu eserinde nasıl göründüğünü çok iyi tasvir ediyor. Uzakta yanan bir yangın, denizde batmış gemiler, ölü balıklar ve ölü hatta ağaçlar. Bu resim de yine köylülerden soylulara, bir kraldan kardinale kadar tüm sosyal sınıftan insanları tasvir ediyor. Yine ölüm onları ayrım gözetmeden almış görünüyor.

 

Doktor Schnabel (Dr. Gaga) – Paul Fürst

Doktor Schnabel (Dr. Gaga) - Paul Fürst, 1656
Doktor Schnabel (Dr. Gaga) – Paul Fürst, 1656

Bu gravürde 17.yy da Avrupa’da kullanılan koruyucu bir doktor kostümü görüyoruz. Görenleri dehşete düşüren bir kostüm bu. Çünkü yaklaşmakta olan ölümün işareti. Ayak bileğine kadar uzanan bir palto, kuş benzeri gagalı bir maske, eldivenler, botlar; geniş bir şapkadan oluşan bu kıyafet özellikle güçlü kokuları tutan bir yapıda hazırlanmış. Maskenin amacı da zaten bu tarz koku ve kötü havanın solunmasını engelleyerek salgının önüne biraz da olsa geçebilmekti.

 

Veba – Arnold Böcklin, 1898

Veba – Arnold Böcklin, 1898
Veba – Arnold Böcklin, 1898

Ressam Arnold Bocklin savaşlara, ölüme ve haşerelere takıntılı biriydi ve bu eseri de bu takıntısını en iyi örneklerinden eserlerinden oldu. Bocklin bir sembolistti ve burada ölümü kişileştirerek bir ortaçağ kasabasında uçan kanatlı bir yaratığa binmiş olarak resmetmişti. Sanat tarihçileri sanatçının bu eserde 1898’de Bombay’da çıkan veba haberlerinden ilham aldığını söylüyorlar. Sanatçı bu resmi tempera tarzında tahta üzerine çizmiştir.

 

Aile – Egon Schiele, 1918

Aile - Egon Schiele, 1918
Aile – Egon Schiele, 1918

20. yy insanlara iki dünya savaşı, soykırımlar ve Ispanyol gribini getirdi. Bu gribin korkunç ölçeğini kavramaksa son derece zor. Virüs dünya genelinde 500 milyon kişiyi enfekte etti ve tahmini rakamlarla 100 milyona yakın kişiyi öldürdü. Bu rakam 1. Dünya savaşı sırasında öldürülen asker ve sivillerin toplam rakamından bile fazlasıydı.

Egon Schiele de bu hastalıktan ölen önemli sanatçılardan bir tanesi. Aile isimli bu tablosu da sanatçının son eserlerinden biri. Eserde kendisini, karısı Edith ve doğmamış çocukları ile birlikte görüyoruz. Sanatçı yazdığı son mektubunda şöyle diyor

“Sevgili Anne Schiele, Edith sekiz gün önce İspanyol gribine yakalandı ve zatürre oldu. Altı aylık hamile, hastalığı çok ciddi ve hayati tehlikesi var. Kendimi en kötüsüne hazırlıyorum.”

 

Edith gebeliğinin 6. ayında Ispanyol gribi nedeniyle hayatını kaybetti. Öldükten üç gün sonra Egon bu eseri yaptı.

 

Ispanyol Gribi Sonrası Otoportre – Edvard Munch, 1919

Ispanyol Gribi Sonrasi Otoportre - Edvard Munch, 1919
Ispanyol Gribi Sonrasi Otoportre – Edvard Munch, 1919

Yayıldığı dönemde içlerinde Gustav Klimt, Niko Pirosmani gibi sanatçıların da bulunduğu pek çok sanatçı İspanyol gribinden hayatını kaybetmişti. Edvard Munch, bu hastalığa yakalanmış ancak hayatta kalabilmişti. Bu oto portresini de hayatta kaldıktan sonra 1919’da yaptı. Resimde Munch kendisini saçları ince, ten rengi sarı ve bir battaniyeye sarılı halde resmetmiş. Sanırım bu resmi yaparken halen daha hastalığın etkilerini üzerinden atamamıştı.

 

Cehalet = Korku – Keith Haring, 1989

Cehalet = Korku - Keith Haring, 1989
Cehalet = Korku – Keith Haring, 1989

1980-90’ların başında dünyada yeni bir virüs yayılmaya başlamıştı: HIV. AIDS olarak bildiğimiz hastalığa neden olan bu virüs ABD başta olmak üzere pek çok ülkede hızla yayıldı. Geçmişten günümüze 70 milyondan fazla kişiyi enfekte etti ve yaklaşık 35 milyon kişinin ölümüne neden oldu. Virüs çeşitli vücut sıvıları ile bulaşıyordu. Yine 1980’lerde halk AIDS’i eşcinsel bir hastalık olarak görüyordu ve senelerce adına “eşcinsel veba” dendi.

Keith Haring de kendisine AIDS teşhisi konduktan sonra bu posteri 1989’da tasarladı. Poster, “hiçbir şey görmeyen, hiçbir şey duymayan ve hiçbir şey söylemeyen” üç figürü resmediyor. Bu da AIDS ile yaşayanların karşılaştıkları mücadeleyi, salgını kabullenmeyip saygı göstermeyen birey yada grupların yarattıkları zorlukları ima ediyordu. Keith Haring 1990’da 31 yasında AIDS’ten yaşamını yitirdi.

 

İsimsiz (Falling Buffalos) – David Wojnarowicz, 1989

İsimsiz (Falling Buffalos) - David Wojnarowicz, 1988-1989
İsimsiz (Falling Buffalos) – David Wojnarowicz, 1988-1989

Bu eser sanatçının en tanınmış eserlerinden birisidir ve AIDS krizine karşı yapılmış en akılda kalıcı görsel olarak görülmektedir. Bu fotomontajda bufalo sürüsünün ölümlerini göze alarak uçurumdan atladıklarını ya da düştüklerini görüyoruz. Düşmekte olan bufalolar bu eseri son derece güçlü ve kışkırtıcı hale getirmekte. Sanatçının kendisine HIV pozitif teşhisi konulmasından sonra yaptığı bu eser, 19. Yüzyılda AIDS krizi ile Amerika’daki bufaloların toplu katliamı ile paralellik göstermekte. Wojnarowicz de 1992’de AIDS nedeni ile hayatını kaybetti.

Bakalım bu dönemler geçtiğinde günümüz sanatçıları ne gibi sanat eserlerini dünyaya kazandıracaklar. Ayrıca sanat tarihi ile ilgili başlıklarımıza ilgili kategorimizden ulaşabilirsiniz!