20. yüzyıl itibariyle modern sanat akımlarına yön veren hareketlerden biri de Fovizmdir. Henri Matisse ve etrafında toplanan sanatçılar, kendilerine Fransızca vahşiler anlamına gelen “Fauves” sıfatını kullanıyorlardı. Hem de bunu tablolarında sırf parlak renkler ve alışılmışın dışında biçimsel ifadeler kullandıkları için yapmışlardı. Haliyle bu dönemde deneyim, içgüdü, ilkellik, yaşam, naiflik vb. kavramlar sanata farklı bir bakış açısı kazandırmıştı.

“Hayal ettiğim şey saflık ve sükûnet ile dolu bir denge sanatı… İyi bir koltuk gibi bir şey.”

 

Aslında pek âlâ yaptığı dünyanın dertlerine karşı sessizliğe sığınmaktı… Paris’in romantik atmosferine yerleşen Matisse’nin keçe sakallı bir manyak olması beklenirken gözlüklü, terziden çıkma bir takım elbiseyle, güler yüzlü centilmen bir imaja sahipti.
Ailesi onun bir hukukçu olmasını beklerken hastanede geçirdiği bir gün eline boya kalemlerini aldı ve bu işin onun hayatı olabileceğini keşfetti. İşte sanat inşası başlamıştı…

 

henri matisse kirmizi Oda The Red Room
Henri Matisse – Kırmızı Oda

Rus koleksiyoncu tarafından sipariş edilen tablo üzerine ün salmış ve ona göre “dekoratif bir panel” oluşturmuştu. Tablonun asıl adı The Dessert: Harmony in Red (Tatlı: Kırmızıda Uyum) idi. Eserde dikkat çeken yönü ise renk zıtlıkları ve renk yoğunluğu olmuştur. Masa örtüsü desenine dikkat ettiğimizde İran halı ve minyatürlerinden esinlendiğini söyleyen Matisse’nin yapabileceği bir eser olduğu aşikârdır.

henri-metisse-sapkali-kadin
Henri Metisse – Şapkalı Kadın

Diğer bir tablosunda ise Amerikalı koleksiyoner Leo Stein’ın deyimiyle “Göz kamaştırıcı ve etkileyici, ama gördüğüm en berbat boya sürme biçimi.” eleştirisine maruz kalmıştı. Bu eserin adı Şapkalı Kadın idi. Model olarak eşini resmetmiş ve onun kuvvetli, bağımsız karakterini gözler önüne sermişti. Eşine duyduğu hayranlığı dile getiren Matisse, böyle bir şapka takan kadının tüm dikkatleri üzerine çekeceğini söylerken burjuva kadınlarının klasik siyahlığından onu ayırıp renk kümelerini birleştirmeyi sağlamıştı.

Yaşadığı dönem itibariyle II. Dünya Savaşı’na tanıklık etti ve savaşın avuntularını resmetmektense sakinleştirici, dekoratif eserler resmetmeye devam etti.

Sonuçta Henri Matisse için

“Bir ressamın kötü tablolarından daha büyük düşmanı yoktur.”

 

Doğal olarak bir sanatçı isteği olarak dünyaya miras bırakmayı hedefledi. Bu isteği Rosaire Şapeli yaratma fırsatıyla tamamladı. Ateist olarak tanınan sanatçıya Pablo Picasso “Neden bir genelev resmetmedin, Matisse?” diye sorduğunda “Kimse istemedi.” yanıtıyla cevap verdi.

Görülüyor ki sanatını hem sanat için hem de toplum için yaptığını bilmekteyiz. Eserlerinde bulunan her çarpıcı fırça dokunuşu Matisse’nin Matisse olması sağlayan şeydi… Korkusuzluğun sanatı besleyen bir olgu olduğunu, zıtlıklarında onu var eden bir faktöre dönüşmesini sağlayarak günümüze ışık tutmayı sağlamıştır.

Matisse Mavi Saksı Ve Limon
Henri Matisse – Mavi Saksı Ve Limon
Matisse Dans
Henri Metisse – Dans

Kaynakça

TİMUÇİN, Afşar, Sorularla Estetik El Kitabı, Bulut Yayınları, İstanbul, 2009.

DANTO, Arthur C., Sanat Nedir, Sanat Kitapları, Sel Yayıncılık, İstanbul, 2013.

FLEMİNG, John- HONOUR, Hugh, Dünya Sanat Tarihi, Alfa Basım, İstanbul, 2016.

ÖZKARAKOÇ, Özcan, 20. Yüzyıl Heykelinde İz Bırakan Fovist Bir Ressam: Henri Matisse, İdil Dergisi, Sayı: 7, 2018.

LUNDAY, Elizabeth, Büyük Sanatçıların Gizli Hayatları, Domingo Bkz Yayıncılık, İstanbul, 2012.