Eminim pek çok genç yanından geçen kamburu çıkmış ihtiyarları şöyle bir süzüp “Ben asla böyle olmayacağım! Her zaman enerjimi ve hayallerimi koruyacağım!” demiştir. Fakat hayatın tatlı sürprizlerinden habersizdirler.

Hayallerindeki beyaz atlı prensin biraz daha kısa ve kaba hali, hayallerindeki evin biraz daha ucuz ve kayınvalidesine yakın hali, gezmek için harcanacak paranın düğüne ödenmiş hali, okul diploması yerine şirin mi şirin patikler… Bunlar kimileri için çok güzel sürprizlerdir, kimileri içinse olmaktan korktukları kişiye dönüşme biletleri.

İşte biz gençler yavaş yavaş yok oluruz. Kimse “Hey, nereye?” demez. Bir günü mavi kelebek olarak geçirdikten sonra ölürüz ve buna olgunlaşma adı verilir. ‘Ben’ değil ‘biz’ oluruz ve yavaşça ‘siz’…

Tim Burton Kimdir
Tim Burton

Fakat bu mahkûm olma kalıplarını yıkan biri var: Timothy Walter Burton. Nam-ı diğer Tim Burton. Gittikçe daha az saçı kalan 61 yaşındaki bu adama bakınca bir yetişkin göremezsiniz. Tam aksine iç sesiyle baş eden, hayal dünyasından karakterler kenarda onu güldürmeye çalışırken ciddi kalmaya çalışan, hüzünlü bir çocuktur Tim Burton. Ve gözleri yorgun bir biçimde doğmuştur.

“Ben karanlık biri değilim, kendimi öyle görmüyorum.” sözü yüzünden ona ne zaman baksam aklıma Van Gogh’un meşhur tablosu Yıldızlı Gece gelir. İşte Tim Burton tuhaf insanları gece gibi kucaklar ve yumuşak yıldızlarıyla onların gözyaşlarını siler.

 

Sosyal Fobisi Olan Bir Çocuk; Timothy 

Tim Burton Çocukluğu

25 Ağustos 1958. Jean Burton ilk çocuğunu dünyaya getirdi. Bill Burton buna pek sevindi ve adını Timothy Walter Burton koydular.

Timothy içine kapanık, sosyal sorunları olan ve ailesiyle pek anlaşamayan bir çocuktu. Bu yüzden 12 yaşındayken babaannesinin yanına taşındı.

“Oldukça normal olduğumu düşünürken diğer çocukların bana tuhaf geldiği o hissi hatırlıyorum. Herkes bana anormalmişim gibi davranıyordu ama aslında diğer herkeste bir anormallik var gibiydi, işte bu tuhaf bir dinamik.”

 

Timothy iyi bir öğrenci değildi ve zamanını korku filmleri izleyip, kendi filmlerini yapmakla geçiriyordu. Canavarlara karşı özel bir ilgisi vardı. Onları anlıyor, onlardan biri gibi hissediyordu.

“Ben oldum olası vampirleri sevmişimdir. Ailemin söylediğine göre henüz yürüyemezken canavar filmleri izlermişim.”

 

Durmadan elindeki kalemle sessizce bir şeyler çizen Timothy öğretmenlerinin de desteğiyle çevre kirliliği temalı bir resim yarışmasına katıldı ve kazandı. Eseri çöp kamyonlarını bir yıl boyunca süslerken hayat onu Disney’in kapısına getirdi.

 

Yeteneği Bastırılan Dağınık Saçlı Genç

Tim Burton Gençliği

İşte Timothy büyüyüp 18 yaşına gelmişti ve elinde California Institute of Arts bursunu tutuyordu. Orada resim eğitimi alacaktı fakat tabii ki bizim güzel dâhi Timothy’miz pek de eğitmenlerin beklediği türde bir öğrenci değildi. Yine de bir şekilde idare edip 3 yılını orada ders alarak geçirdi ve sonunda bursu bitti. Ne yazık ki eğitimine devam edecek kadar maddi durumu yoktu. Hüzünlü gözlerine biraz daha yağmur damlası serpildi.

1979 yılında Disney’de çalışmak için kabul edildiğinde tüm karanlığı geçmişte bıraktığını sanıp epey sevinmişti. Önünde upuzun ve engelsiz bir yol olduğunu düşünüyordu. İlk tahmini doğruydu fakat ikincisini tutturamamıştı.

“Her şeyi düşünüp çizmeme izin veriliyordu ama hiçbiri kullanılmıyordu.”

 

Disney’e göre Timothy çocuklar için fazlasıyla karanlık ve korkutucuydu. İrite edici biçimde çizimler yapıyordu. Bu düşüncelerin herkesin aklında uçuştuğunu ne kadar bilse de Timothy çalışmaya devam etti. Fakat zaman geçtikçe, sevmediği çizimleri yaparken aklında bir soru beliriyordu: “Ben ne yapıyorum?”

Aniden bir değişim ihtiyacı hissetti. Mesai saatleri içinde Disney’in robotu gibi davranacaktı fakat boş zamanlarını süsleyecek yeni bir projesi vardı. Vincent’ın ortaya çıkma vakti gelmişti.

1982 yılında Vincent tamamlandı. Bu gotik kısa film kendini Vincent Price sanan Vincent Malloy isimli bir çocuğun hayalle gerçek arasında gidip gelen hayatını anlatıyordu. Tabii bu çocuğun Timothy olduğunu anlamak için dâhi olmaya gerek yoktu…

Vincent birkaç ödül alsa da Disney bu filmden çok hoşlanmadı. Bardağı taşıran son damla ise 1984 yılında biten Frankenweenie isimli film oldu. Disney bu eseri çok karanlık ve korkutucu buldu ve gösterime girmesine izin vermedi.

Yıllar sonra Tim-othy tüm bu ‘korkutucu’ iddialarına şöyle bir yanıt verdi:

“Sanırım ben hiçbir zaman korkutucu filmler yapmadım, hiçbir zaman, denesem bile.”

 

Timothy’den Tim’e 

Tim Burton Hayatı

Tüm bu sarsılmalar yanında elbette güzellikler de getirdi. Stephen King gibi önemli insanlar Timothy’ye ulaşıp teklifler yapar olmuştu. Artık gerçekten, gerçekten kendisi olabilirdi. Kollarını sıvadı ve gece gündüz çalıştı. Hayatına Johnny Depp, Helena Bonham Carter ve Danny Elfman girince hep beraber, efsanevi bir enerjiyle inanılmaz eserlere imza attılar.

Timothy bir sürü, bir sürü, bir sürü film yaptı. Bazen kayıp düşüyordu ama ayağa kalkmaya devam ediyordu. Eserlerinin hepsi eşsizdi… Beetlejuice, Batman, Edward Scissorhands, Corpse Bride ve çok daha fazlası… Dünya başı dönmüş bir biçimde onu izliyor, çocuklar çizdiği iskeletlere bakıp kahkahalar atıyordu. Timothy hala tuhaftı fakat bir şeyler değişmişti.  O artık insanları tuhaf olmaya özendiren bir ilham kaynağıydı.

Yıllar geçmiş olsa da, en enteresan ve en eşsiz filmlerin başında, ürkütücü bir müzik eşliğinde, gotik harflerle yazılmış, insanların yüzüne tanıdık bir gülümseme yerleştiren o isim çıkıyor: Tim Burton

İşte Timothy büyüdü fakat ona yetişkin diyemeyiz. Saçları hala dağınık.

Güzel hayaller kurmaya devam ediyor, çok güzel hayaller.

Vincent ve Burton

 

“Vincent Malloy’un yaşı yedi.

her zaman kibardır ve yapar söyleneni,

yaşına göre hiç bencil değil ve oldukça iyiydi,

ama aynen Vincent Price gibi olmak isterdi.

kız kardeşiyle, köpekle ve kedilerle yaşamak onun için sorun değildi,

fakat aslında örümcek ve yarasalarla dolu bir evi yeğlerdi.”

Vincent (1982)